Felatun


mektup.....

Aşağa gitmek

sabit mektup.....

Mesaj tarafından ay-ben Bir Perş. Ekim 09 2008, 13:39

1.Bölüm Posta Kutusu

Genç kadın daha posta kutusundaki zarfı gördüğünde ondan geldiğini anlamıştı.Posta kutusundaki fatura zarflarının aksine kısa ve geniş bir zarftı.Nicedir unutulan mektup zarflarından.

Aceleyle zarfları aldı, diğerlerini alta atıp zarfın üzerindeki isme baktı.Evet ondan geliyordu, artık içinde en ufak bir şüphe kalmamış, zihnindeki acabalar yerini sevince bırakmıştı.Zarfları alırkenki acelecilikle kapıdan çıktı arabasına bindi.

Diğer zarfları koltuğa gelişigüzel attı.Ondan geleni çoktan çantasına yerleştirmişti.Okumak için mektubu alırkenki aceleciliği yoktu.İkisi görüşmeyeli bir ayı geçmişti, gerçi bir ay öncede sadece telefonla görüşmüşlerdi.Bir ay sabrettiğine göre bir kaç saat daha dayanabilirdi.

Bütün günü mektupta neler yazılı olabileceğini düşünerek geçirdi.Mesai bitipte eve dönerken trafiğin sıkışıklığının verdiği sıkıntı bile kararını değiştiremedi.Kararlıydı, akşam evde sakin kafa ve kahve eşliğinde okuyacaktı ondan pekte beklemediği bir anda gelen mektubu.

Yolda hep onu düşündü ve onu düşündükçe aklına şu anda aynı evi paylaştığı, evlenmeyi planladığı diğer adam geldi.Düşünürken ikisini kıyaslamıyordu.Zaten kıyaslamayı ‘O’ nu sevdiğini anladığında bırakmıştı.

Ama ‘O’nu sevdiğini anladığında diğeri ile çoktan birlikte yaşama kararı almışlardı ve ailelerinde bilgisi ve onayı ile birlikte yaşamaya başlamışlardı.

Hangisini tercih edeceğine bir karar verememişti ve bu yüzden kıyaslamayı ve karar verme düşüncesini bırakmış ya da ertelemişti.Belki de bir işaret bekliyordu.Birden acaba beklediği işaret işaret bu mektupta olabilirmi diye geçirdi içinden.

Bu düşüncelerle eve vardı.Diğeri henüz gelmemişti.Zaten evden ondan önce çıkıp önce girerdi.Bu akşamda değişen bir şey olmamıştı.

Hemen yatak odasına girdi, soyundu ve soluğu duşta aldı.Teninden akıp giden suyla beraber, zihnindeki düşüncelerde akıp gitti.Her yönüyle tertemiz olduğunu düşündü.İnce bir tebessüm belirdi dudaklarında.

Duştan bornozuyla çıkıp, doğruca mutfağa girdi, kahve için su koydu ısıtıcıya.Az kalmıştı birazdan ondan gelen satırları okumaya başlayacaktı.Bu düşüncelerle suyun ısınmasını bekledi.

Şimdi elinde kahve fincanı ile kendi odasındaydı.İkisininde sevdiği bir müzik açtı, koltuğuna gömüldü ve zarfı eline aldı.Zarfı açarken, duşta akıp giden düşünceler tekrar zihnine dolmaya başlamıştı.

Köşesinden usulca yırtarak açtı zarfı, her zamanki gibi tek sayfa ile yetinmemiş dolu dolu yazmıştı.Ama onun elyazısı ile değil bilgisayar ile yazılmıştı.Bu ufak ayrıntıyı fazla önemsemeden okumaya koyuldu.
avatar
ay-ben
eflatun+giris
eflatun+giris

Kadın
çin astrolojisi : Manda
Mesaj Sayısı : 74
Yaş : 33
Nerden : ay-dan
Kayıt tarihi : 09/10/08

karakter
seviye:
0/0  (0/0)
güçlülük:
0/0  (0/0)
başarı:
3/3  (3/3)

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

sabit Geri: mektup.....

Mesaj tarafından ay-ben Bir Perş. Ekim 09 2008, 13:40

mektup bölüm 2



Sevgili Şenay 01.05.2003
En içten sevgilerimle bir merhaba diyerek başlıyorum satırlarıma. Son görüşmemizin üzerinden yaklaşık bir ay kadar bir süre geçti ve ben son bir aydır hep aynı şeyleri düşünüyorum ...
Seninle ilk tanıştığımız andan, son görüşmemize kadar geçen zaman dilimi gözlerimi her kapattığımda aklımdan geçiyor. Seninle yaşadığımız her an, paylaştığımız ve konuştuğumuz her şey klasik olacak belki ama bir film şeridi gibi geçiyor gözlerimin önünden.
Bu mektupta belki de bu güne kadar aldığın mektuplardakinden çok farklı bir ben göreceksin. Evet ilk defa kendime bile söylemeye zorlandığım duygu ve düşüncelerimi ilerleyen satırlarda bulacaksın. Bir yıldan fazla bir süredir senden uzakta, o şehir senin bu şantiye benim geziyorum, gerçi sen bunların hepsini biliyorsun. Her şehirden bir mektup yazmıştım sana.
Neyse asıl yazmak istediklerime başlayamadım bir türlü. Dedim ya
kendime bile söylemekte zorlanıyorum diye, yazıya dökerken bile zor dökülüyor içimdekiler. Her şeyin çok daha farklı olmasını dilerdim. Hiç tanışmamış olmayı bile diledim.O zaman her şey çok daha kolay olurdu belki. Ama seni tanıdıktan sonra keşke şu koca dünyada sadece sen ve ben olsaydık. Böylesi ikimiz içinde çok daha iyi olurdu sanırım.
Dedim ya düşünme fırsatı bulduğum her anda önce sen geliyorsun aklıma, ardından hemen o geliyor senin etrafını çevreliyor. Bir satranç tahtasında gibiyiz. Giderek etrafımıza diğer taşlar yerleşiyor, aramızdaki uçurum büyüyor. Eklenen her kişi, tahtadaki her yeni taş arayı biraz daha açıyor. Senin ailen, arkadaşların, o, onun ailesi, benim ailem, arkadaşlarım hepsi yanyana gelip aramıza girince uçurumun derinliği de, genişliği de artıyor.
Evet tahtaya karşılıklı yerleşip, hamlenin yapılmasını bekler gibiyiz ikimiz de. Ve aramızda yaşananlara bakılırsa, sanırım hamle sırası bende. Belki sadece kendi kendime kuruntu yapıyorum, belki de çoktan beri yapmam gerekeni. Bunu da anlamanın tek bir yolu var tabi ki.
Artık yavaş yavaş sadede gelme vakti geldi. Birazdan söyleyeceklerimin hepsini yüzyüze konuşmak isterdim.Ve inan bana az sonra okuyacaklarının hepsini aynen yüz yüze de söyleyecek cesaretim var.
Şu an uzak bir şehirdeyim, ve bu kadar uzakta olmamın asıl sebebi sensin, belki bir kaçış, her şeyi unutmak (unutabilmek) için bir molaydı. Bu uzak şehirler, bitmeyen projeler, gönüllü gitmiştim gittiğim tüm şehirlere.Ve aradaki onca mesafeden, sensiz geçen onca zamandan sonra anladım ki zaman artık senli geçmeliydi, senin yanında olmalıydı tüm şehirler. Anlayacağın artık seninle olmak istiyorum, bir an değil ömür boyu sen ve ben aynı şehirde, aynı evde, aynı yatakta mümkün olsa aynı bedende, evet ben kendi adıma değer verdiğim herşeyi, ama herşeyi geride bırakıp seninle olmaya hazırım. Sadece sen ve ben.
Tabi en önemli kısma geldik şimdi. Ben hazırım ama, sen de hazır mısın bırakmaya her şeyi, bırakıp benimle olmaya. Ben sana sadece birlikte bir hayat önerebiliyorum, acısı ve tatlısı ile. Diğer tüm gemileri yakıp arkaya bile bakmadan(gemimizle) zaman denizinde kendi limanımızı bulmak üzere birlikte yol almayı öneriyorum. Verebileceğim tek garanti; yoluma sensiz bile devam etsem seni daima seveceğimdir.
Netice itibarı ile ben ve sevgim burada sen neredesin? Var mısın, hayatı her şeyi ile paylaşmaya, yoksa rahat! bir hayat yeterlimi sana. Yoksa sıradanlığın huzurunu bilinmezliğin cazibesine tercih mi edeceksin. Bir karar ver ben bir karar verdim. Şimdi seni bekliyorum ...
-=-
Mehmet Tansel
01.05.2003
Mersin
avatar
ay-ben
eflatun+giris
eflatun+giris

Kadın
çin astrolojisi : Manda
Mesaj Sayısı : 74
Yaş : 33
Nerden : ay-dan
Kayıt tarihi : 09/10/08

karakter
seviye:
0/0  (0/0)
güçlülük:
0/0  (0/0)
başarı:
3/3  (3/3)

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

sabit Geri: mektup.....

Mesaj tarafından ay-ben Bir Perş. Ekim 09 2008, 13:40

Mektup 3. Bölüm



Mektubu okumayı bitirdiğinde zihninde bir sürü soru dolaşmaya başlamıştı.Soruları düşündü aslında hepsinin mektubu okumadan öncede aynı yerde olduğunu anladı.Mektup sadece unuttuğu soruları aklına getirmişti.Böyle bir mektubu hiç beklemiyordu.Aslında bu soruların sorulmasını istiyordu, hatta böyle bir şey için Mehmet’i bir çok defa kendince zorlamış ama bir sonuç alamamıştı.Mehmet her seferinde savuşturmuştu onun bu hamlelerini.

Bunun bir şaka olup olamayacağını düşündü.Böyle bir şaka yapabilecek, daha doğrusu Mehmet’le arasındaki ilişkinin ayrıntılarını bilen tek kişi Nilüfer’di ve o da şu an yurtdışındaydı.
Şüpheyle zarfın üzerindeki mühre baktı Mersin’den atılmıştı. Keşke kendi yazısı olsaydı diye düşündü, o zaman daha önce aldığı mektuplarla karşılaştırır iyice emin olurdu.ama bilgisayar çıktısıydı, elindeki mektup bir karşılaştırma yapamıyordu.Yinede fazla düşünmedi o yazmıştı işte hep bekliyordu bunu daha önce kendine bile itiraf etmemiş olsa da hep bekliyordu.mektup olarak değil belki ama bir şeyler bekliyordu.
Şüpheciliğine güldü, sonra tekrar aynı sorular zihnini meşgul etmeye başladı.Sorular o kadar çoktu ki;Önce Mehmet’i düşündü sonra birazdan
gelecek olan Serdar’ı, Mehmet’in ailesini, kendi ailesini, gelecekle ilgili bir sürü soru. Tek başına çıkamayacaktı bu işin içinden.
Aklına Nilüfer geldi, keşke burada olsaydı dedi kendi kendine. Hayatta sorunlarını paylaştığı iki kişi vardı.Şimdi onlardan biri sorunun kaynağı olmuştu.Tek çare Nilüfer’di.
İyi ki internet var dedi.Hemen Nilüfer’e mail atmalıydı. Bilgisayarını açtı, açılmasını beklemek canını sıkmıştı. Bu lanet aletler tamda lazım olduklarında hep geç kalıyor diye geçirdi içinden.
Mehmet’ten gelen mektubu olduğu gibi tarayıp, maile ekledi. Altına da ne yapmalıyım?
yazdı sadece. Aynı soruyu kendisine de soruyordu ne yapmalıyım?Maili gönderdi şimdilik tek yapabileceği beklemekti. Beklerken hep soruyu düşünüyordu ve düşünmek istemediğini fark etti. Halinden öyle memnundu ki ya da öyle olduğunu sanıyordu.
Düşünmek istemiyordu.düşünmemek için televizyonu açtı. Seyredecek bir şeyler bulamadı amaçsızca kanal değiştirip durdu. Daha fazla katlanamadı bu duruma hemen yatak odasına geçti.Uyuyabilmeyi umarak erkenden yattı. Serdar’ın geç kaldığının farkına bile varmadan uyumayı başarmıştı.
avatar
ay-ben
eflatun+giris
eflatun+giris

Kadın
çin astrolojisi : Manda
Mesaj Sayısı : 74
Yaş : 33
Nerden : ay-dan
Kayıt tarihi : 09/10/08

karakter
seviye:
0/0  (0/0)
güçlülük:
0/0  (0/0)
başarı:
3/3  (3/3)

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

sabit Geri: mektup.....

Mesaj tarafından ay-ben Bir Perş. Ekim 09 2008, 13:40

Mektup Bölüm 4


Şenay’ın uykuya daldığı esnada Mehmet şantiyenin lokalinde Nazlı ile satranç oynamaktaydı. Nazlı şantiyenin bulunduğu köyün okulunda öğretmendi. Adıyla zıt bir karaktere sahipti. Çok güçlü bir kişilik sergiliyordu.
Tanışmaları son derece otomatik olmuştu. Belki de Mehmet istediği için tanışmışlardı. Şantiyede kendisini çok yalnız hissediyordu. Kendi alıştığı çevreden birileri yoktu böyle karamsar düşündüğü bir gün köyün bakkalında onu görmüştü. Bulunduğu ortama son derece zıt ama çok şık bir kıyafet vardı üzerinde.
“Buralı değilsiniz galiba” diye sormuştu. Sorduğu anda bu soruyu nasıl sorduğuna kendi kendine hayret etmişti. ”Hayır” dedi nazlı değilim. Köyde öğretmenim. Tanışmaları böyle olmuştu. Sonrasında birkaç kez daha karşılaşmışlar en sonunda birbirlerine gidip gelmeye başlamışlardı. Nazlı okulun öğretmenler için ayrılmış lojman görevi gören odalarına yerleşmişti. Bütün gün orada olmaktan sıkıldığı için kabul etmişti belki Mehmet’in şantiyeye davetini.
Zamanla iyi arkadaş olmuşlardı. Mehmet farkında olmadan her şeyini anlatıyordu Nazlı’ya bir keresinde alkollü oldukları bir akşam Şenay’ı da anlatmıştı, onu ne kadar sevdiğini, ama birlikteliklerinin imkansızlığını anlatmıştı. Nazlı hayret etmişti. ”O na bunları söyledin mi anlattın mı” diye sormuştu. Mehmet onunla birlikteyken nasıl dilsiz olduğunu. O anın verdiği mutluluktan başka hiçbir şey düşünmediğini söyleyemedi, sarhoş olmasına rağmen. Sadece “bunu ona söylemeli miyim sence” dedi. ”Yani onu da kendi selime katmalı mıyım ona verebileceğim sunabileceğim çok fazla şeyim yok hatta belki sevgimden başka da bir şey sunamam” demişti.
Nazlı kendi hakkında çok fazla bir şey anlatmıyordu. Daha doğrusu anlatabilecek pek bir şey yok diyordu. Vefasızın birine gönül vermişti. Öyle diyordu ona “vefasız”, “hep kendimden verdim “dedi “hep kendimden verdim ve bu büyük bir hataydı. Onun benim olması için ben kendim olmaktan vazgeçiyordum. Ve bir gün gitti hiçbir şey söylemeden çekip gitti hayatımdan. Ama üzgün değilim geriye baktığımda. Benim ben olmamı sağladı. Onun istediğini sandığım kişi olmamdansa beni tanıdıkça ben olduğum için sevecek birilerini aramaya başladım sayesinde belki hiç bulamayacağım ama doğru olanın bu olduğunu biliyorum” demişti. ”Beni tanıyarak bilerek sevecek birisi dedi.His değil bilgiyle sevecek.”
İkisi tanışalı altı ay kadar olmuştu. Yaklaşık son dört aylarının neredeyse tamamını birlikte geçiriyorlardı. Genelde satranç oynuyorlar, oynarken bazen oyunu unutup her şey hakkında birbirlerine fikirlerini anlatıyorlardı. Nazlı tanıdıkça Mehmet’i sevmeye başladığının farkına vardı. Belki de Şenay’a duyduğu o saplantılı sevgiydi onu sevmesine yol açan. Mehmet Şenay’ı seviyordu çünkü tanıyordu herşeyiyle biliyordu onu. Ve bu kıskançlık hissetmesine neden olmaya başlamıştı. Çünkü sevmeye başladığı adam bir başkasını seviyordu.
Oyun oynarken hala ona söyleyip söylememeyi düşünüyordu. ”Kendisi anlasın diyordu” içinden bir ses, diğeri “söyle şimdi söyle bak gideceksin birkaç hafta içinde diyordu belki bir daha buraya gelemeyeceksin söyle ona”. Bu düşünceler geçerken içinden hamle sırasının kendisine geldiğinin farkına varmadı. Mehmet hey hadi sıra sende oynasan dedi.
Bunları söylerken onun gözlerinin içine bakıyordu. O an Mehmet’in gözlerinin parıldadığını fark etti bu bir anlık bir parıltıydı, sonrasında Mehmet gözlerini satranç tahtasına yöneltti. Bu hareketinde utangaç bir acelecilik vardı.
Kendi bakışları da tahtaya yöneldi. Kısa bir an düşündü.Beyaz karedeki filiyle Mehmet’in atını alırken “seni seviyorum Mehmet” dedi. Seni seviyorum.
avatar
ay-ben
eflatun+giris
eflatun+giris

Kadın
çin astrolojisi : Manda
Mesaj Sayısı : 74
Yaş : 33
Nerden : ay-dan
Kayıt tarihi : 09/10/08

karakter
seviye:
0/0  (0/0)
güçlülük:
0/0  (0/0)
başarı:
3/3  (3/3)

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

sabit Geri: mektup.....

Mesaj tarafından ay-ben Bir Perş. Ekim 09 2008, 13:41

Mektup Bölüm 5

Mehmet gözlerini tahtadan, Nazlı’nın gözlerine çevirdi. Nazlı’nın gözlerindeki gülümsemeyi gördü. Eliyle Nazlı’nın dudaklarında sus işareti yaptı. İster istemez bir mutluluk duyuyordu ve bu kendi gözlerine de yansımıştı. Bunu gözleri Nazlı’nın gözlerine değdiğinde anlamıştı.
Ama yine de Şenay’a karşı hissettikleri vardı aklının başka yerlerinde. O yüzden şu an konuşmak istemiyordu. Kalktı Nazlı’nın yanına geldi, alnına bir öpücük kondurdu. Elini tuttu ve birlikte dışarıya çıktılar.
Sessizce adımladılar Mehmet’in odasına kadar olan yolu. Hiç konuşmuyorlardı. Sanki aralarında telepatik bir bağ vardı da ikisi de ne istediklerinin bilincinde konuşmaya ihtiyaç duymadan yürüyorlardı.
Zaman durmuştu onlar için, kendilerinden ve o an hissettiklerinden başka hiçbir şey önemli değildi. Tek tük yoldan geçenler ya da o vakitte hala çalışmak zorunda olanları önemsemeden ortak bir amaç için ilerliyorlardı.
Sonunda odadaydılar önce dudakları değdi birbirine sonra kendilerini bıraktılar ikisi de sanki diğerini fethetmenin zevkine varıyordu. Ve bu fetih iki
tarafından da rızası ile olduğundan ikisi de aynı anda zafer kazanıyorlardı. Yorgun düşene kadar sürdürdüler sevişmeyi. Sonra da birbirlerine sarılarak derin bir uykuya daldılar.
Sabah ilk Mehmet uyandı. Usulca yataktan kalktı. Kendisine bir kahve yaptı. Kahveyi bitirdikten sonra kahvaltılık bir şeyler almak üzere dışarıya çıktı. Aklından geçen tüm düşünceleri bastırıyordu. Sadece yaşadığı anın kendisine verdiği mutluluğu düşünüyordu. Mutluydu evet, tek farkında olduğu mutlu olduğuydu, gerisini en azından şimdilik düşünmemeliydi.
Alışverişi yaptı, geriye döndüğünde Nazlı hala uyuyordu. Güzel diye düşündü hemen hazırlığa başladı güzel bir kahvaltı hazırlamalıydı ona.
Aynı anda Serdar da İstanbul’da, erken uyanmış o da Şenay’a kahvaltı hazırlamakla meşguldü. Her şeyi hazırlayıp bir tepsiye koyduktan sonra yatak odasına geçti. Şenay’ı uyandırmak için usulca bir öpücük kondurdu.
Aşağı yukarı aynı anda hem Mersin’de hemde İstanbul’da iki ayrı çift birbirlerinden habersiz kahvaltı etmeye başladılar.
avatar
ay-ben
eflatun+giris
eflatun+giris

Kadın
çin astrolojisi : Manda
Mesaj Sayısı : 74
Yaş : 33
Nerden : ay-dan
Kayıt tarihi : 09/10/08

karakter
seviye:
0/0  (0/0)
güçlülük:
0/0  (0/0)
başarı:
3/3  (3/3)

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

sabit Geri: mektup.....

Mesaj tarafından ay-ben Bir Perş. Ekim 09 2008, 13:41

mektup 6. bölüm

Kahvaltı masasında sessizliği bozan Mehmet oldu. ”Umarım sevdiğin şeyleri seçebilmişimdir”. ”Evet” dedi Nazlı, “Aslında hazırlayan sen olduktan sonra ettiğim en güzel kahvaltı olduğunu bile söyleyebilirim”.
“Söylediğinde inanamamıştım, ama dün akşam yaşadıklarımız beni gerçek olduğuna o kadar inandırdı ki “. Konuşan Mehmet’ti, “ben aslında ilk anda sana hayret etmiştim nasıl sevebilir başkasını sevdiğimi bile bile diye, ama şimdi kendime hayret ediyorum. Acaba ben aslında onu hiç mi sevmedim sadece bir tutku muydu benim için. Şu an aynı anda hem mutluyum hem de hüzün değil ama suçlu hissediyorum kendimi. Sana onu anlatırken aslında senin beni sevdiğini ya da sevmeye başladığını görememişim. Daha doğrusu sanırım ben de seni sevmeye başlamışım. Şu an burada karşımda olmanın bana verdiği huzur yaptığımın bir nevi aldatmak olduğunu bilmenin acısını bile bastırıyor. Ve seninleyken şu anın tadını çıkarmaktan başka hiçbir şey düşünmek istemiyorum.”
“Ben de çok mutluyum” dedi Nazlı,” ve bu kadar çabuk olmasını ummuyordum işin doğrusu, şaşkınım o yüzden ve aslında ben de kendimi bu kadar kolay kaptırabilen bir insan değilim. Şu an ben de düşünmek istemiyorum başka hiçbir şeyi. Umarım bu mutluluğu sürdürebiliriz, evet haklısın konuşmayalım bence de, hem sen de İstanbul’a dönmekten söz ediyordun o zaman uzun uzun birlikte olur konuşuruz bunları.”
Şenay Serdar’ı elinde kahvaltı tepsisiyle görünce çok şaşırdı. ”Günaydın, nereden çıktı bu şimdi” dedi. ”İçimden geldi, hem uzun zamandır sana zaman ayıramıyordum, işlerim o kadar yoğundu ki sen de biliyorsun haftalardır dışarı bile çıkamadık. En azından böyle küçük bir sürprizle mutlu etmek istedim seni” dedi Serdar. ”Evet, aslında bende de kabahat var hep göz yumdum sana azıcık başının etini yeseydim belki çıkarmak zorunda kalırdın beni” dedi gülerek Şenay.
Serdar da güldü, yan yana oturmuş hem konuşup hem de kahvaltı ediyorlardı. Serdar işlerinin yoğunluğundan, yabancı bir şirketle yapmak üzere oldukları anlaşmadan, ülkedeki bürokratik sistemin ortaklık yapmak üzere oldukları şirketi nasıl bunalttığını, anlaşmayı yapabilmek için kimlerle ne pazarlıklar yaptığını, bazı güçlü tanıdıkları nasıl devreye soktuklarını anlatıyordu.Şenay ise ilgileniyormuş gibi yaparak dinliyor, arada şaşırmış gibi yapıyor ama sürekli okuduğu mektubu ve Nilüfer’den gelecek cevabı düşünüyordu. Ne kadar zaman böyle devam ettiğini hatırlayamıyordu. Birden Serdar’ın 'Mehmet ne yazmış mektubunda?' sorusuyla kendine geldi. Tam hangi mektup diye soracakken çalışma masasının üzerinde duran zarfı gördü. Mektubun şaşkınlığı ile zarfı masanın üzerinde bırakmıştı. Mektupta muhtemelen tarayıcıda duruyordu. Allah’tan Serdar Mehmet ile arasındaki dostluk görünümlü duygusal ilişkiye pek müdahale etmezdi. Kıskandığı anlar olurdu ama bir şekilde alışmıştı artık. Zaten son birkaç aydır uzakta olması da Serdar’ı keyiflendirmişti.
“Mektup mu? Pek bir şey yok' dedi. 'Birisi ile tanışmış onu anlatıyor” dedi. 'Benden biraz yardım istiyor neler yapmalıyım falan diye sormuş işte, bilirsin kadınları pek anlamazsınız ya siz o da anlayan birisine danışmak istemiş”. 'Telefon yok mu onun bulunduğu yerde” diye sordu Serdar. ”Telefon etmek istememiş acelesi yok sanırım, hem boşver şimdi sen onu madem aklıma getirdin bu akşam bir yerlere gidelim”. Peki canım dedi Serdar ama şimdi çıkmam lazım bizim müstakbel ortakları bekletmeyeyim”. ”Tamam o zaman akşam beni alırsın” dedi Şenay.
Serdar işi biten tepsiyi aldı mutfağa öylece bıraktı acele ile üzerini giyindi ve çıktı. Şenay hala yataktaydı. Eli telefona uzandı, yönetici asistanı olan kızı aradı o gün gelemeyeceğini, biraz problemi olduğunu bunu müdür beye iletmesini söyledi. Kız gayet normal bir durummuş gibi tamam iletirim dedi. Neyin var neyin yok şeklinde bir soru yöneltmeden telefonu kapattı. ”Ne garip bir kız” diye düşündü Şenay, 'ben olsam karşımdakinin neyi olduğunu öğrenip teşhis bile koyardım' dedi kendi kendine ve gülümsedi.
Biraz yatakta keyif yaptıktan sonra mutfağa geçti bir kahve yaptı kendisine. Kahvesini alıp bilgisayarının yanına yöneldi. Bilgisayarı açtı, hemen internet bağlantısına tıkladı. Sabırsızca bağlantı kurulmasını bekledi. Bağlantı kuruldu hemen Outlook’unu açtı, elektronik postaların yüklenmesini bekledi, Allah'tan kısa sürmüştü. Gelen Posta'ların içinde Nilüfer’den gelen e-posta'yı gördü. Sevinmiş ve rahatlamıştı. Okumak üzere hemen tıkladı.
avatar
ay-ben
eflatun+giris
eflatun+giris

Kadın
çin astrolojisi : Manda
Mesaj Sayısı : 74
Yaş : 33
Nerden : ay-dan
Kayıt tarihi : 09/10/08

karakter
seviye:
0/0  (0/0)
güçlülük:
0/0  (0/0)
başarı:
3/3  (3/3)

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

sabit Geri: mektup.....

Mesaj tarafından ay-ben Bir Perş. Ekim 09 2008, 13:42

Mektup bölüm 7

From: Nilüfer Demir
To: Şenay Gündüz
Subject: Mektup
Kız var ya insanı şok etmekte üstüne yok, madem bir şey gönderiyorsun bari başında bir iki selam nasılsın falan gibi şeyler yaz da biz de burda en azından tüketici masası gibi hissetmeyelim di mi ama :-P
Ya ne dememi bekliyorsun. Klasik 'yüreğinin sesini dinle' gibi bir şeyler mi zırvalayayım, hem böyle şeyler söylesem bile sen o sesi çoktandır duyamıyorsun.Ya da şunu seç diye kesin bir cevap versem iyice karışır kafan. Belki de sonrasında beni suçlarsın, sen sebep oldun dersin. Beklediğin bu değil ama ben iki cevabı da es geçeceğim üzgünüm.
Anlaşılan oynadığın oyunun sonuna gelmişsin. Artık bitti, o da anlamış bu oyunu ki böyle bir mektup yazmış. Bu saatten sonra ne yaparsan yap artık bulunduğun kavşakta daha fazla duramazsın, artık makas değiştirip ilerleme vakti. Ve o makas sen iste veya isteme değişecek.
İyi düşün önemli olan o makasın nasıl değişeceği. Her halukarda kendin değiştireceksin yoluna devam etmek için. Kimse çıkıp da senin yerine yapmaz bunu, sen de olduğun yerde kalamazsın artık hareket vakti gelmiş.
Neticede bu hayat senin, dilediğin gibi yaşaman lazım. Hayatın ile ilgili vereceğin kararları en iyi sen bilirsin, istersen bulunduğun yerde in trenden, ama unutma o tren yoluna devam edecek. Benim Mehmet’in yazdıklarından anladığım; o kararını vermiş seninle ve ya sensiz devam edecek yoluna. Sen de iyi düşün bu tamamı ile senin kararın olacak.
Neden ya hep ya hiç olmalı dediğini duyar gibiyim ama unutma ki karşındakiler de birer insan, onların da önlerinde yaşayacak hayatları var. Bırak herkes hayatını yaşasın sen dahil, birisini seç diğeri de kendi hayatına devam etsin sen de seçtiğinle devam et yoluna ya da ikisini de seçme yalnız devam et. Dediğim gibi bunun kararını verecek olan sensin üzgünüm istediğin şekilde yardımcı olamadığım için.
En içten sevgilerim ve en yakın zamanda görüşmek dileğimle kendine iyi bak...
Dostun Nilüfer Demir
avatar
ay-ben
eflatun+giris
eflatun+giris

Kadın
çin astrolojisi : Manda
Mesaj Sayısı : 74
Yaş : 33
Nerden : ay-dan
Kayıt tarihi : 09/10/08

karakter
seviye:
0/0  (0/0)
güçlülük:
0/0  (0/0)
başarı:
3/3  (3/3)

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

sabit Geri: mektup.....

Mesaj tarafından ay-ben Bir Perş. Ekim 09 2008, 13:42

Mektup bölüm 8

Depremden sonraki artçı sarsıntılar gibi gelmişti Nilüfer’den gelen yanıt. Başını masanın üstüne koydu öylece düşündü dakikalarca. Mehmet’i düşündü, onunla birlikte olduğu anları, yaptıkları konuşmaları. Mehmet’in her seferinde kendisini gülümsetecek bir şeyler bulması geldi aklına. Acaba gerçekten komik şeyler miydi yoksa o ne dese gülecek miydi aslında. Bunlar geçip geçip gidiyordu aklından. Mutluydu Mehmet’le birlikteyken onu fark etti, mutluydu ama hep aklını kurcalayan şeyler vardı. Güvende olma eksikliği diye düşündü. Her şey çok belirsizdi, Mehmet de hiçbir şey belli etmiyordu sadece 'seni seviyorum' demişti. Ama onun haricinde söylediği başka bir şey yoktu. Ta ki gelen mektuba kadar. 'Gel' diyordu 'gel benimle belirsizliğe gel sadece sen ve ben olalım'.
Sonra Serdar’la olan biteni düşünmeye başladı. Serdar’ın yanında mutlu muyum diye sordu kendi kendine, “hayır” dedi “hayır mutlu değilim” ama garip bir şekilde kendisini güvende hissettiğinin farkına vardı. Serdar’ın hayatındaki tam karşılığı: güvendi, Mehmet’in ise: mutluluk. Aslında yapacağı seçim güven ve mutluluk arasındaydı. Serdar’la her şey belliydi. Oturdukları evi zaten ortak zevkleri ile döşemişlerdi, yarın öbür gün evlendiklerinde hayat bugünkünden pek de farklı olmayacaktı. Ve alışmıştı böyle yaşamaya.
Tüm bu düşünceler birbiri ardına geçiyordu zihninden, ansızın başını koyduğu yerden kaldırdı. Saate baktı neredeyse yarım saattir o pozisyonda düşündüğünün farkına vardı. Bir karar vermeliydi. Ama ne zaman, ne zamana kadar beklerdi Mehmet, Serdar da bu yakınlarda hiç evlilik konusundan bahsetmiyordu. Acaba o da sıkılmış mıydı bu monotonluktan.
En sonunda bir karar verdi her ikisi ile de konuşacaktı. Aslında en güzeli ikisi ile de aynı anda konuşmaktı ama bu imkansızdı. Mehmet, Serdar’ın hayatındaki rolünü biliyordu ama Serdar Mehmet’in kendisi için ne anlam ifade ettiğini belki anlamıştı ama kesin olarak bilmiyordu. Bu yüzden de pek ses çıkarmıyordu Mehmet’le olan ilişkilerine.
Evet önce hangisi ile konuşmalıyım diye kendi kendine sordu. Düşündü, düşündü ve sonunda Serdar’la konuşmaya karar verirdi. Hem Mehmet teklifini sunmuştu, ona cevap verebilmek için Serdar’ın ne istediğini öğrenmeliydi. Daha ne kadar böyle devam edeceklerdi. 'Artık sonlanmalı bu belirsizlik' dedi kendi kendine. 'Artık sonlanmalı'.
Hemen telefonu aldı, Serdar’ın işyerini aradı. Sekreter kız Serdar’ın henüz gelmediğini söyledi. Hemen cebini aradı, ulaşılamıyordu. Mesaj yazıp gönderdi.
“Akşamı bekleyemem seninle acilen görüşmemiz lazım.Öptüm.”
avatar
ay-ben
eflatun+giris
eflatun+giris

Kadın
çin astrolojisi : Manda
Mesaj Sayısı : 74
Yaş : 33
Nerden : ay-dan
Kayıt tarihi : 09/10/08

karakter
seviye:
0/0  (0/0)
güçlülük:
0/0  (0/0)
başarı:
3/3  (3/3)

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

sabit Geri: mektup.....

Mesaj tarafından ay-ben Bir Perş. Ekim 09 2008, 13:43

Mektup bölüm 9

Serdar mesajı gördüğünde 'Allah Allah ne oldu acaba' diye geçirdi içinden ama hemen cevap veremezdi önemli bir toplantıdaydı. Lavaboya gitmek için müsade isteyerek kalktı. Hemen bir mesaj yazdı: 'çok önemli bir toplantıdayım biter bitmez geleceğim. Bende öptüm'.

Mesaj geldiğinde Şenay mutfakta kahve hazırlıyordu kendisine. Acele etmeden, önce işini bitirdi sonra elinde fincan odaya gitti. Telefonu eline aldığında telefon çalmaya başladı. Arayan Mehmet’ti. Şaşkınlıkla telefonun birkaç kez çalmasına neden oldu. Heyecanla açtı telefonu.
-Efendim
-Slm naber
-İyiyim sen nasılsın
-Gönderdiğim mektubu aldın mı?
-Evet aldım.
-Sanırım çoktan okumuşsundur.
-Evet okudum bile, senden gelir de okumaz mıyım. Hatta şirkette okuyacaktım az kalsın, eve kadar zor sabrettim.
-Okumamış olmanı dilerdim.
- O niyeymiş?
-Bak Şenay sana o mektubu aslında çok çok önce yazmalıydım, ya da kim bilir belki hiç yazmamalıydım bilmiyorum çok karışıktım. Ama şimdi çok daha farklı her şey, bir hafta oldu mektubu göndereli ama sanki uzun zamandır vardı bu değişim bende ve zincirin son halkası da tamamlandı nihayet. Nihayet senden başka, senden sonra sevebileceğim birini buldum.
-Bana bunları neden söylüyorsun. Neden şimdi.
-Bir dakika kesme ve dinle, gerçekten seninle bir ömür geçirmeyi sevgilim, karım olmanı dilerdim. Ama biliyorum ki sen beni değil onu seçeceksin. Aslında onu benimle ilk tanıştırdığında anlamam gerekirdi. Ama belki tutkumun, belki sevgimin önüne geçemedim. Seni hep sevdim. Ama artık bitti bu yolun sonu yok sana bunları söylemek ve elveda demek için aradım. Muhtemelen bundan sonra İstanbul’a da dönmeyeceğim. Elveda
-Elveda.
avatar
ay-ben
eflatun+giris
eflatun+giris

Kadın
çin astrolojisi : Manda
Mesaj Sayısı : 74
Yaş : 33
Nerden : ay-dan
Kayıt tarihi : 09/10/08

karakter
seviye:
0/0  (0/0)
güçlülük:
0/0  (0/0)
başarı:
3/3  (3/3)

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

sabit Geri: mektup.....

Mesaj tarafından LOST Bir Cuma Kas. 21 2008, 13:40

süper olmuş eline sağlık

_________________
avatar
LOST
genel+mod
genel+mod

Kadın
çin astrolojisi : Manda
Mesaj Sayısı : 280
Yaş : 33
Nerden : ecza
ruh+hali :
Kayıt tarihi : 25/10/08

karakter
seviye:
1/1  (1/1)
güçlülük:
1/1  (1/1)
başarı:
3/3  (3/3)

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

sabit Geri: mektup.....

Mesaj tarafından pOrtAkAl Bir Çarş. Ocak 07 2009, 19:36

ÇOK ROMANTİK
avatar
pOrtAkAl
eflatun+giris
eflatun+giris

Kadın
çin astrolojisi : Manda
Mesaj Sayısı : 100
Yaş : 33
Nerden : bahceden
ruh+hali :
Kayıt tarihi : 19/10/08

karakter
seviye:
0/0  (0/0)
güçlülük:
0/0  (0/0)
başarı:
3/3  (3/3)

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz